Ülkelerin, şehirlerin sınır komşuları olur da, köylerin olmaz mı? İsa Köyü’nünde komşuları var. Aşağı Sülmenli, Narmikan, Karahöyük, topraklarının bir kısmı baraj altında kalan Morhamam.. İsaköy’de Ğamıs, Bekov, Gambur Cüme.. Kim mi bunlar.. Bunlar köyün en ünlü, ileri gelen hırsızları.. Öyle ki köyler arası ün salmışlar; hırsızlıkta kimse ellerine su dökemezmiş. Uçan kuşu gökyüzünden çalarlarmış. On çobanlı sürüden koyunu, tereyağından kıl çeker gibi alırlarmış da çobanların ruhu bile duymazmış. Zengoler Narmikan Köyü’nün bir mezrası.. Bu muhteşem üçlünün Zengoler’de bir tanıdıkları Tanrı’nın rahmetine kavuşmuş. Bir araya gelmişler. Üçlü bir plan yapmışlar; Ölen adamın karısına baş sağlığı dilemeye gidecekler. Sonra da evinde ne var, ne yok toplayıp gelecekler. Yani hem ziyaret, hem ticaret. Yola koyulmuşlar. Adamın evine vardıklarında birini gizlice içeri sokmanın yollarını düşünmüşler. Evin etrafında dolaşmışlar, tek çare birini bacadan indirmek. Ğamıs’ı bir iple evin bacasından aşağıya indirmişler. Sonra da aşağı inip kapıyı çalmışlar. Kocasını kaybeden acılı kadın açmış kapıyı. Yarı Kürtçe yarı Türkçe “ hoş geldiniz babey “ demiş. Bizimkiler de “ hoş bulduk aney “ demişler. İçeri geçmişler. Karşılıklı konuşuyorlar ama birbirlerini anladıkları söylenemez. Bizimkiler; - Başın sağolsun aney, biz rahmetliyi çok severdik, diyorlar, kadın; - He babey, diyor, kadının diğer söylediklerini anlamıyorlar, ama, - He aney, demeyi de ihmal etmiyorlar. Kadın anlamasa da ha bire konuşuyorlar. Dertleri başka; kadını oyalıyorlar ki, içerde ki Ğamıs işini rahat yapsın. Nasılsa kadın kendilerini anlamıyor ya; - Rahmetli çok iyi adamdı aney. Diyorlar, bir yandan da içerde ne var ne yok toplayan Ğamıs’a sesleniyorlar; ula Ğamıs elini çabuk tut, yaa işte böyle aney .. Rahmetli bir gün bizim köye geldiydi.. - He babey, - He aney.. Ula Ğamıs, ahırda ki eşeği de al. Topladığın şeyleri de eşeğe yükle. Aney, biz çok severdik rahmetliyi, he aney.. Ula Ğamıs elini çabuk tut, bizde laf bitti. Olanı biteni aklından bile geçirmeyen kadın onlar konuştukça; - He babey, deyip duruyormuş. Ğamıs işini bitirip dışarıdan işareti verince bizimkiler kalkıyor. Helalleşip; - Başın sağ olsun bacım, bir ihtiyacın olursa bize haber edesin, yoksa darılız. - He babey, - He aney.. Yol boyunca gülüyorlar, şakalaşıyorlar. Ganimet de fena değil hani. Eşeğin üzerinde çuvallar, çuvalların içi tıklım tıklım.. Üstelik eşek ve palanı da unutmamak gerek.. Köye geldiklerinde ganimeti paylaşıyorlar. Gambur Cüme tedbiri elden bırakmıyor ve; - Ne olur ne olmaz, eşeği götürün emin bir yere saklayın. Yarın götürür bir yerde satar geliriz, diyor. Bekov ve Ğamıs eşeği almış götürmüşler ve bir süre sonra gelmişler. Eşeği soran Gambur Cüme’ye ; - Köyün çıkışında, derenin içine sakladık. Palanı da sırtından indirip ayağına bağladık, üstüne bir güzel de taş yığdık, diyorlar. Cüme’nin aklı yatmıyor. - Oraya eşek mi saklanır, başka yer mi bulamadınız, gidin gizli bir yere saklayın, diye söyleniyor. Gitmeleriyle gelmeleri bir oluyor. Suratları asık, ağızlarını bıçak açmaz.. Cüme işkilleniyor ve ne olduğunu soruyor. İkisi de birbirine bakıyor, sonra da; - Eşek bağladığımız yerde yok, diyorlar.. Bunu duyan Gambur Cüme celalleniyor, bağırıyor, çağırıyor; - Hırsızsınız ulan, eşeği benden saklıyorsunuz, beni kandırmaya çalışıyorsunuz. Eşeği ikiniz satacak ve benim payımı vermeyeceksiniz, aranız da bölüşeceksiniz, diyor. Ne yapacağını şaşıran Bekov ve Ğamıs; - Ulan gambur, bugüne kadar neler çalmadık seninle. Ne zaman hakkını yedik. Bir eşeğe mi tenezzül edeceğiz. Yazıklar olsun. İnanmıyorsan gidip bakalım, deyip durumu anlatmaya çalışıyorlar. Kalkıp gidiyorlar. Palanın üzerine yığdıkları taşlar orada. Eşek yok, palan yok. Acaba palanı sürükleyipte mi gitti diye bakıyorlar, ama iz miz yok. Bu durum Cüme’yi daha da kızdırıyor. - Sizi gidi hırsızlar, ben yutarmıyım ulan, eşeği sakladınız, bensiz yiyeceksiniz. Alacağınız olsun. Bunca yıllık yol arkadaşınıza yaptığınız şeye bak.. Namıssızlar.. Olay aralarının açılmasına sebep oluyor. Ne etseler Cüme’yi inandıramıyorlar. Bu olayın üzerinden yıllar geçiyor. Köyde düğün yada başka bir sebepten evin birinde toplanmışlar. İsaköylüler, çevre köylerden birileri.. Herkes anılarını anlatıyor. E tabi hırsızlar da hırsızlıklarını. Mesleğin inceliklerini. Bizim muhteşem üçlü de bu cemaatin içinde. Başka köyden biri yaptığı hırsızlıkları anlatıyor; - Bir köyden iki öküz kaldırdım. Besili, canavar gibiler. Götürdüm Karaca’da sattım, döndüm geliyorum. İsaköyü’n girişinde bir de ne göreyim; derede bir eşek. Palanı indirilmiş, üzerine taş yığılmış. Hemen attım palanı sırtına, götürdüm Karaca’ya. Onu da bir güzel sattım, koydum parayı cebime yallah bizim köye.. Ne bereketli bir gündü mübarek.. Adamın anılarını dinleyen bizim muhteşem üçlü birbirine bakıyorlar. Dayanamayan Bekov, - Ulan gambur, yıllarca günahımızı aldın, “ eşeği siz yediniz “ diye. Bak eşeği bu adam yemiş. Yüzüne bir gülümseme yayılan Gambur Cüme; - He ula, size inanmamıştım. Size haksızlık etmişim. Ama ne yalan söyleyim, yüreğim toğlaştı. ( içim rahatladı ) Gayrı ölsem de gam yemem, diyor. Bir cigara sarmış. Yıllar sonra da olsa, hırsız arkadaşlarının kendisine yanlış yapmadığını öğrenmiş olmanın huzurunu yaşıyormuş.
HELE BİR DE SİZİNKİNE YALVARIN
Bakmayın köyün bugün kü sakin haline. Eskiden öylemiymiş. Gün geçmezmiş ki kavga olmasın. Hem de ne kavgalar.. E tabi ayrılık, gayrılıkta olurmuş. Öyle ki ziyaretleri bile ayırdıkları olurmuş. Köy de bir kısmı Gani Baba’ya, bir kısmı Divana’ya daha çok önem verirmiş.. Öyle ki bazıları, bayram da, özel günlerde kendi ziyaretlerine gider, diğerine gitmezlermiş. Ziyaretler dedik, işte size yaşanmış bir olay daha. Rahmetli Beppe ve Gülende çok renkli, sevilen kişilerdi. Gülende neşeli, güler yüzlü “ gadaların bana gele, gadaalam “ deyimini sıkça kullanan biriydi. Beppe dedelik yapmış, sevilen, sayılan biri. Gel gör ki, yaşlılık başa bela. Beppe hastalanmış. E tabi sıkıntıyı çekende Gülende. Belli ki kadının canına tak demiş. Bir toplulukta; - Ula uşağlar, gadalarınız bana gele. Biz bizimkine ( Divana’yı kastediyor ) yalvardık, yalvardık, Beppe’ye bir şey etmedi. Faydasını görmedik, iyileşmedi. Hele birde siz sizinkine ( Gani Baba’yı kastediyor ) yalvarın. Belki o elini atar da bizim ki iyileşir, demiş.